Sinan Baran Bayar

İnternet, sanayileşmenin dördüncü aşamasının arkasındaki itici güç olarak üretim ve hizmet sektörlerinde önceden kurulmuş çok sayıda iş modelini yerinden eden dijitalleşmenin temelini oluşturmuştur. Dijitalleşme, bir iş modelini değiştirmek, yeni gelir ve değer yaratan fırsatlar sağlamak için dijital teknolojilerin kullanılmasıdır; yani dijital bir işletmeye geçme sürecidir. Dijital dönüşüm (DT) veya dijital iş dönüşümü terimi, şirketin veya bölümlerinin veri ve dijital teknolojilerin kullanımına yönelik bütünsel yönelimini tanımlar. Buna göre şirketin değer yaratma şeklini etkileyen çok sayıda farklı ve stratejik olarak uyumlu dijitalleşme söz konusudur. DT, tüm katma değerli zincir segmentlerinde işletmeler ve müşteriler gibi aktörlerin ağ oluşturmasını ve yeni teknolojilerin uygulanmasını içerir. Bu nedenle DT, verilerin çıkarılması ve değiştirilmesinin yanı sıra bu verilerin analizi ve bilgilere dönüştürülmesini içeren beceriler gerektirir. Bu bilgi, kararları etkinleştirmek ve/veya faaliyetleri başlatmak amacıyla seçenekleri hesaplamak ve değerlendirmek için kullanılmalıdır. Bir şirketin performansını ve erişimini artırmak için DT, iş modellerini, süreçlerini, ilişkileri ve ürünleri (vb.) içerir (Schallmo vd., 2017).

Dijitalleşmenin turizm endüstrisinde yarattığı değişiklikler çok boyutlu olmuştur. Turizm endüstrisinde dijitalleşme sadece mevcut iletişim ve dağıtım kanallarını değil, aynı zamanda organizasyon yapılarını, iç prosedür ve süreçlerini, personel niteliklerini, teknik altyapılarını ve ekipmanını da değişime zorlamıştır. Bir yandan turizm sektörü dijitalleşmenin getirdiği fırsatları elde ederken, diğer yandan dijital dönüşümün gerçekleştirilmesindeki zorluklarla da karşı karşıya kalmıştır. Buna bağlı olarak destinasyon yönetimi organizasyonları; imajlarını, destinasyon içindeki görevlerini ve mevcut yapılarını dijital dönüşümün gerektirdiği değişime hızlı bir şekilde adapte etmede baskı altına girmiştir. Ayrıca, çoğunlukla kamu fonlarına dayanan finansman sorunları nedeniyle giderek daha fazla sıkıntıya girmiştir. Bu yüzden destinasyon yönetimi organizasyonlarında dijital yönetim ve iş modellerinin benimsenmesi oldukça önemlidir.

Dijitalleşme, insanların ve şirketlerin birbirleriyle iletişim kurma şeklini değiştirerek yeni iş modelleri de yaratmaktadır. Yeni platform iş modelleri özellikle önemli bir rol oynamaktadır ve bilgi, konaklama ve ulaşım hizmetleri alanlarında mevcut yapıları tamamen değiştirmektedir. İyi bilinen örnekler TripAdvisor, Airbnb veya Uber’dir. Bu yeni hizmet sağlayıcıları, müşteri için daha fazla şeffaflığa ek olarak geniş bir hizmet yelpazesi sundukları için genellikle turizm için bir zenginlik olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte UNWTO, destinasyonların tüm hizmet sağlayıcılarıyla birlikte değişikliklere hazırlanarak, “iletişim, iş birliği, ortaklık ve koordinasyon” (communication, collaboration, cooperation and coordination), yani 4C yaklaşımına dayalı yeni turizm hizmetleri platformuna uyum sağlamalarını tavsiye etmektedir (World Tourism Organization (UNWTO), 2017).

Destinasyon yönetimine ilişkin mevcut anlayışlar, dijital ekosisteminin çalışabileceği koşulların oluşturulması ve sürdürülmesi gerektiğini kabul ederek destinasyon yönetimi organizasyonlarını, destinasyon gelişiminin merkezine sağlam bir şekilde yerleştirmek gerektiğini savunur. Dijital dönüşüm kapsamında destinasyon yönetimi organizasyonlarının altı temel fonksiyonu gerçekleştirilmesi, bu dönüşümün sağlıklı ve daha kolay olmasında etkilidir. Destinasyon yönetimi organizasyonlarının benimsemesi gereken altı temel fonksiyon sırasıyla; mobilizasyon, eşleştirme, yönetim, algılama, şekil değiştirme ve denetimdir.

TDGD tarafından hazırlanan “Turizm Temelli Destinasyon Yönetimi” kitabının “Destinasyonlarda Yönetiminde Dijitalleşme” bölümünden özetlenerek alınmıştır.